|
|
|
YÜZME
Yüzme Sporunun Tarihçesi için tıklayın
Yüzme Sporunun Katkı ve Faydaları
Hakkında Bilgi için tıklayın
Yüzme Teknikleri için tıklayın
Yüzme Antrenmanları ve Beslenme için
tıklayın
Havuzun Tarihçesi için tıklayın
Yüzme Federasyon, Kulüp ve Dernekleri
için tıklayın
Yüzme Fotoğrafları için tıklayın
|
YÜZME TEKNİKLERİ
SERBEST YÜZME
Serbest yüzme tekniğinin
gelişimi :
Sportif yüzmenin başlangıcında,
İngiliz Yüzme Ekolü'nde yüzme
teknikleri veya yarışlara
katılımlarında herhangi bir
kural söz konusu değildir.
Kurbağalamadan farklı olan yüzme
şekillerine "serbest yüzme" adı
verilirdi. Günümüzde bile, FINA
' ya göre "serbest yarışlarda
yüzücüler istediği yüzme stilini
kullanabilirler. Ancak, ferdi ve
bayrak karışık yüzmede, serbest
yüzme, kurbağalama, kelebek ve
sırtüstü dışında herhangi bir
teknik kullanılabilir".
1840-1850 yıllarında kurbağalama
tekniğinden farklı olarak "över"
yüzme tekniği
geliştirilmiştir.Bu teknikte,
vücut yan yatay pozisyonda olup,
tek bir kol yukarıdan vücudun
yanında bacaklara doğru suyu
çekerek hareket ederdi, diğer
kol ise sabit kalırdı. Bacak
hareketi yan kurbağalama bacak
hareketine benzerdi 1873 yılında
"trudgeon" tekniği ilk defa
uygulanmıştı. "Över" tekniğinden
farklı olarak "trudgeon"
tekniğinde her iki kol
alternatif ve bacaklarla
koordineli olarak hareket edip,
daha büyük bir sürat
yakalanabilirdi.
Günümüzde kullanılan ve
bildiğimiz krawl tekniği ilk
defa 1897 yılında avustralyalı
yüzücüler tarafından
uygulanmıştır. En başında, krawl
tekniği özellikle yarışların
bitiminde, hız kazanmak amacıyla
kullanılırdı. Ancak 1911 yılında
amerikan yüzücü Duke Kahenamoku
100 yards serbest yansında tüm
yarış boyunca krawl tekniği
kullanarak, dünya rekoru kırdı.
Daha sonra 1922 yılında Johny
Weissmuller krawl tekniğini
kullanarak, 100 m serbest
yarışını bir dakikanın altında
yüzdü.
Weissmuller'in kullandığı teknik
günümüzde "klasik" teknik olarak
kabul edilir: 6 bacak vuruşuna 2
kol hareketi koordinasyonu
kullanırdı; Vücudun suyun
üzerinde yüksek bir pozisyonu
vardı; kolların kayma süresi
uzundu; kolun suyu çekme
hareketi kısaydı. 1930
yıllarında, krawl tekniği Japon
yüzücüler tarafından daha da
geliştirilmiştir. Japonlar bacak
hareketine daha çok önem verip,
1932 yılındaki Dünya
Şampiyonasında 100 m serbest
(0:58.2) dünya şampiyonu, Yasugi
Miyazaki, iki kol hareketine on
bacak vuruşu koordinasyonu
kullanırdı.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra,
Japon ve Avustralyalı
yüzücülerle rekabette olan
Amerikalı yüzücüler, krawl
tekniğini kol hareketi açısından
geliştirdiler. Amerikalı
uzmanlar kol hareketinde "omuz
rotasyonu'nun önemini tespit
ederek, kolun suyu çekme
hareketinin daha uzun olmasına
dikkat ettiler. Ayrıca, sprint
krawl ve uzun mesafe krawl
tekniklerinde farklılıklar
ortaya çıkmaya başlamıştı.
Bilinen "bumerang krawl" tekniği
Avustralyalı yüzücüler
tarafından geliştirildi. Bu
tekniğe göre, bacak hareketi
sayısı azalıp, kol hareketi
frekansı yükselir. Uzun mesafe
krawl yarışında J. Comels 4
bacak vuruşuna 2 kol hareketi
kullanarak, olimpiyat şampiyonu
olmuştu.Kol hareketleri hızlı
olduğundan dolayı, suyu çekme
hareketi kısa olup ve pasif
evrede kollar düzgün olmazdı.
Kolların dirsekten sürekli
fleksiyon yapması, kolu bir
bumeranga benzetirdi.
1976 yılında 100 m serbest
yarışını 50 saniyenin altında
yüzen Amerikalı Jim Montgomery'
nin sprint krawl tekniğinin
temelinde, uzun kol hareketleri
ve 6-2 koordinasyonu
bulunmaktadır.
Krawl bacak hareketinin
teknik uygulaması :
Aktif hareket : Bacak
hareketi kalça ekleminden
yapılır. Hareketin başlangıcında
diz hafif bükülür ve parmak
uçları sivri olup, içe doğru
rotasyon yapar Dizin bükülmesi
devam ederken, alt bacak ayakla
birlikte aşağıya doğru bir
"kırbaç" şeklinde hareket eder.
Pasif hareket : Bacak
geriye düz bir şekilde uzatılır
ve topuk suyun üzerine çıkana
kadar devam eder.
Genel Hatalar
1- Dizin bükülmemesi ve
bacakların gergin olması.
2- Dizin fazla bükülmesi.
3- Bileğin
hiperekstensiyon yapmaması ve
bükülü olması.
Krawl kol hareketinin teknik
uygulanması :
Aktif hareket : Kolun
suya girişi ve suyun tutulması
evresinde, kol suya girerken
yatay pozisyonda olup, önce
hafif fleksiyon, suyun içinde
ise ekstensiyon yapmalıdır.
Kolun suyu çekmesi evresinde ise
dirsek yavaş yavaş fleksiyon
yapar ve üst kol omuzla 90
dereceli bir açı yapıncaya kadar
kol suyu önden aşağıya geriye
doğru çeker. Kolun suyu itmesi
evresinde el, kalçaya doğru
çekilir ve kol düzeltildikten
sonra dışarıya doğru çıkartılır.
Pasif hareket : Suyun
itilmesinden sonra, kol sudan
çıkar. Bu evrede dirsek hafif
bükülü olmalıdır, çünkü bütün
kolun gevşemesi gerekir. Pasif
hareket aktif hareketin
başlangıcına kadar devam
etmektedir.
Genel Hatalar
1- Kol suya girdiğinde
düz, çok bükük veya başa yakın
olması.
2- Suyun çekilmesinin düz
kolla yapılması.
3- El bileği ekleminin
gevşek olması.
4- Suyu çekme hareketinin
kısa olması.
5- Pasif hareketin düz ve
gergin kolla yapılması
6- Pasif harekette kolun
izlediği yolun suyla paralel
olması (kolun yandan atılması).
Krawl yüzme tekniğinde nefes
alıp-verme tekniğinin uygulaması
:
Nefes almak için başın uygun bir
şekilde çevrilmesi şarttır, aksi
taktirde vücut pozisyonu, kol
hareketlerinin simetrisi ve
bacak hareketlerinin planı
bozulabilir ve bu şekilde yüzme
randımansız bir hale gelebilir.
Pozisyon : Baş suyun
içindedir, gözler ileriye bakar
(başın açısı 45 derece). Suyu
çekme evresi boyunca nefes
verilir daha sonra suyun itişini
gerçekleştiren kolun tarafına
doğru baş hafif eğilir.
Nefes alma : Yüzün yarısı
sudan çıktığında nefes alınır ve
gözler sudan çıkmaya hazırlanan
kola doğru bakar. Kol omuz
hizasına geldiğinde nefes alma
evresi sona erer ve başın
pozisyonu vücudun pozisyonuna
uygun hale gelir.
Nefes tutulması : Başın
vücut pozisyonuna dönmesinden
sonra, kol suya girinceye kadar
ve kolun "kayma" evresi
bitinceye kadar nefes tutulur.
Nefes alıp-verme evreleri süre
olarak eşit değildir. En uzun
süren evre nefes vermedir, nefes
alma ve nefes tutma evreleri ise
daha kısadır. Kol ve vücut
hareketlerinde asimetrik bir
durumun ortaya çıkmaması için,
yüzmeyi yeni öğrenenlere her iki
taraftan nefes almaları tavsiye
edilir.
KURBAĞALAMA YÜZME
Kurbağalama yüzme tekniğinin
gelişimi :
Yuvarlak hareketler kullanarak
suda ilerleme biçimi antik
çağlardan tanınmaktadır. O
zamanlara ait kaynaklardan, bu
yüzme çeşidinin Mısırlılarda,
Grekler ve Romalılarda
kullanıldığı ispatlanmıştır.
Yüzme öğretimi ile ilgili
yazılan ilk kitapta (yazar
Nicolaus Wynmann) kurbağalama
yüzme tekniğinden
bahsedilmektedir. Yazarın
kurbağalamada kullanılan
hareketleri bir kurbağanın
hareketlerine benzetmesi, bizim
bildiğimiz yüzme stilinden
bahsedildiğine inandırmaktadır.
XIX.Yüzyılda sportif yüzme ile
ilgili ilk resmi bilgiler
çıkmaya başladığında,
kurbağalama hareketlerinin
özellikle uzun mesafelerde
kullanıldığı söylenmektedir.
Bilinen en eski üzme tekniği
olan, kurbağalama yüzme,
Olimpiyat Oyunları programında
ancak 1904 yılında , 440 yard
yarışı olarak yer almaya
başlamıştır. 1908 yılında 200 m
yansı, 60 yıl sonra, 1968
yılında 100 m yarışı olarak hak
ettiği yeri alır.
1900-1930 yıllan arasında
kullanılan kurbağalama tekniği
çok ilkeldi. Vücudun pozisyonu
suyun yüzeyinde çok yüksekti,
baş sürekli suyun dışında idi ve
yapılan hareketler devamlı ve
yuvarlak bir çizgi üzerinde
oluşuyordu. Bu yılların en
belirleyici kurbağalama tekniği
Alnımı stili idi - Baş suyun
üzerinde, hareketler geniş ve
yuvarlak, fakat kol hareketlerin
arasındaki kayma süresi
ilerlemeye belli bir ritmi
vermekteydi.
1930 yılından sonra, yüzme
kurallarındaki bazı
yetersizliklerden faydalanarak,
bazı kurbağalama yüzücüleri
kolun suyu çekişinden sonra
kollan sudan çıkarıyordu, bu da
ilerlemeye önemli bir katkı
veriyordu. İşte bu şekilde yeni
bir yüzme tekniği meydana
gelmiştir, o da kelebek tekniği
idi. 1935 yılından itibaren
kelebek tekniği kendine özgü bir
statü kazanır ve bu şekilde
klasik kurbağalama tekniği
muhafaza edilir.
İlerleme süratini yükseltmek
için kurbağalama yüzücüleri
tekniğe çok sayıda değişiklikler
getirmeye çalıştılar. 1950-1957
yıllan arasında suyun altında
kurbağalama tekniği
geliştirildi. Buna göre suyun
altında yüzücü nefes almadan
birkaç kol ziklesi
gerçekleştirirdi.Suyun altında
kol hareketi kalçaya kadar
uzatıldığından dolayı daha
etkiliydi, bu şekilde de
ilerleme sürati çok büyürdü.
1957 yılında uzun süreli
nefessiz efor sağlığa zararlı
olduğundan bu stil
yasaklanmıştır. Bundan sonra,
yüzme yarışlarında yüzücünün
sadece depar veya dönüşten sonra
suyun altında bir tek hareket
yapmasına izin verilmiştir.
1960 yıllarında Japon yüzücü
Osaky'nin gösterdiği teknikte
kolun suyu çekişi kalçalara
kadar devam ederdi ve nefes
hemen suyun çekişinden sonra
gerçekleşirdi. Yuvarlak
hareketin yerine düz ve uzun bir
hareket yapıldığından dolayı
ilerleme daha etkili oluyordu.
Günümüzde kurbağalama tekniğinin
yeni bir değişikliğine seyirci
olmaktayız. Yeni teknikte nefes
alındıktan sonra baş ve omuzlar
hafif suyun altına batar,
hareket sanki kelebek stilindeki
yalpalanmayı andırır. Bu
yalpalamanın sonucunda kollar
daha kuvvetli çekiş
yapabilirler. Bu yeni tekniğin
büyük bir yetenekle uygulanması
gerekir, aksi taktirde başın
suya fazla batması diskalifiye
cezasına yol açar. Omuz eklemi
esnek olan yüzücülerde bu fazla
bir sorun yaratmaz, çünkü
onlarda gereksiz yere hareket
etmek zorunda değildir.
Kurbağalama bacak hareketinin
teknik uygulaması :
Pasif evre : Bacaklar
omuz genişliğinde açılır. Dizler
fleksiyon yapıp, topuklar
kalçaya çekilir. Bu durumda
ayaklar suyu daha etkili bir
biçimde itebilmek için, dışa
doğru rotasyon yapar.
Aktif evre : Dışa doğru
çevrilmiş ayaklar yandan arkaya
doğru suyu iter ve düzelinceye
kadar devam eder. Bacaklar ve
ayaklar düzelinceye kadar bu
evre devam eder. Evrenin
sonunda, bacaklar birleşir ve
bir sonraki harekete başlamak
için bir süre kayma pozisyonunda
kalır.
Kurbağalama kol hareketinin
teknik uygulaması :
Aktif evre : Kollar düz
olup, ileriye doğru bakar.
Ellerin drşanya doğru rotasyon
yapması ile birlikte, kollar
dirsekten bükülür ve eller
dirseğin altına gelinceye kadar
suyu çekmeye devam eder. Bu
pozisyondan sonra dirsekler
hemen göğüs altında birleşir ve
eller ileriye bakar.
Pasif evre : Kollar
omuzlarla birlikte öne doğru
uzatılır ve tekrar eller ileriye
bakar. Kollar düzelinceye kadar
pasif hareket devam eder.
Genel hatalar
1. Kolun suyun çekme
hareketinin geniş olması
2. Aktif harekete
başlamadan önce ellerin bitişik
olmaması
3. Pasif evrede dirseğin
fleksiyonda olması.
Kurbağalama yüzme tekniğinde
nefes alıp-vermenin teknik
uygulaması :
Düzenli bir ilerleme sağlamak
amacıyla, kurbağalama yüzmede
kol hareketinin aktif evresinde,
bacaklar düz pozisyonda
olmalıdır, böylece vücut en
uygun şekilde suyun üzerinde
kayabilir. Bacak, hareketin
aktif evresinde ise, kol,
hareketin pasif evresinde
olmalıdır. Çocuklara bu tür
koordinasyonu anlatabilmek için,
şöyle bir ifade kullanılabilir:
"Kollar suyu bacaklara doğru
"gönderir" ve bacak hareketi
ancak suyun kalça seviyesine
geldiğinde başlayabilir, çünkü
yalnız bu şekilde suyu
yakalayabilirler".
Kurbağalama yüzme koordinasyonu
diğer stillerdeki koordinasyona
göre daha kolay öğrenilebilir.
Çünkü bu koordinasyonda başın
rahat bir şekilde suyun dışında
çıkarılabilmesinden dolayı,
nefes daha kolay
alınabilmektedir.
Kurbağalama yüzmede yüzme
temposunun kullanımı :
Genel olarak, günümüzde
kullanılan kurbağalama yüzme
tekniğinde, hem kol hem de bacak
hareketinde yeterli bir kayma
süresi verilmesi gerektiği tüm
yüzme uzmanları tarafından kabul
edilmektedir. İyi yüzücüler
düzgün ve ekonomik bir ilerleme
şekli sağlamak için kayma
süresini nasıl kullanacaklarını
iyi bilmektedirler.
Düzgün teknik ve optimum tempo
için bu kayma süresinin göz ardı
edilmemesi gerekir. Normal
olarak, çok uzun bir kayma
süresi ilerlemenin düzgünlüğünü
ve süratini azaltır, aynı
zamanda vücut pozisyonunda da
istenmeyen değişiklikler meydana
getirebilir. |
|
|
|
|
|
KELEBEK YÜZME
Kelebek yüzme tekniğinin
gelişimi :
Yüzme tekniklerinin arasında en
yeni olan, kelebek yüzme, 1935
yılında Uluslararası Yüzme
Federasyonu'nun
kurbağalama-kelebek kural
ayırımı yapıldığında meydana
çıkmıştır.
Aynı yılda ABD'de Amerikan
antrenörün David Armbuster
yüzücüsü Jack Sieg kelebek
temellerini atmıştır. Jack Sieg
ilk defa 100 yard kelebek
mesafesini l :00.2 derecesi ile
yüzmüştür, fakat tekniğin resmi
bir dayanağı olmadığı için, bu
derece kabul edilmemiştir.
1951 yılında kelebek tekniği
Avrupa'da ilgi toplamaya
başlamış ve 1953 yılında
Uluslararası Yüzme Federasyonu
yeni kelebek tekniğin resmi
olarak kabul etmiştir.
Kelebek bacak hareketinin
teknik uygulaması :
Aktif hareketi : Hareket
kalça ekleminden yapılır.
Dizlerin bükülmesi ile birlikte,
üst bacak suya iner ve ayak
parmak uçları sivri olarak içe
doğru rotayson yapar.
İlerlemenin gerçekleşmesi için,
alt bacak bir "kırbaç" hareketi
yapar.
Krawl stilinden farklı olarak bu
"kırbaç" hareketinin daha
kuvvetli olması gereklidir çünkü
bu hareketten vücudun yukarıya
kalkması için destek alınır.
Pasif hareket : Bacaklar
düzeldikten sonra, gevşek bir
şekilde yukarıya kaldırılır.
Genel Hatalar
1-Pasif harekette
dizlerin fazla fleksiyon
yapması.
2-Aktif harekette
dizlerin karına fazla çekilmesi.
Kelebek kol hareketinin
teknik uygulanması :
Aktif hareket 3 evreden
oluşmaktadır : Kolun suya girişi
ve suyun tutulması evresinde,
eller dışa doğru rotasyon yapar.
Kolun suyu çekme evresinde ise,
kollar hafif yana açılır ve
hafif dirsekten fleksiyon
yaparak, suyu çekmeye başlar.
Kolun suyu itme evresinde,
kollar suyu bacaklara doğru iter
ve vücudun yanına yaklaşıncaya
kadar devam eder.
Pasif hareket : Kolun
suyu itiş hareketi bittikten
sonra kollar sudan çıkar ve
hafif yandan bir yol izleyerek
tekrar suya girer.
Genel Hatalar
1-Suyun çekişinin gevşek
bilekle yapılması.
2-Kol hareketinin kısa
olması.
Kelebek yüzmede nefes
alıp-verme tekniğinin
uygulanması :
Kurbağalama yüzme tekniğindeki
gibi, kelebek tekniğinde de
nefes alıp verme başın yukarıya
kaldırılması ile
gerçekleştirilir.Ancak, bazı
yüzücüler yandan (krawl' daki
gibi) nefes almayı tercih
ederler. Nefes alma zamanı
kolların aktif hareketinin
bitiminde meydana gelir.
Bu durumda, suyun itilmesi
bittiğinde başın sudan
kaldırılması için yeterince
destek sağlanmış olur. Özellikle
yeni başlayanlarda başın suyun
dışına fazla çıkarılması ve
dolayısıyla suya fâzla batması
sık görülen bir hatadır.
Kelebek yüzmede hareketlerin
koordinasyonu :
Pratikte başka koordinasyon
türlerine de rastlanır. İki kol
hareketine 4 yalpalanma ve bir
nefes hareketi veya bunların
karışımı.
Yüzmeye yeni başlayanlar
yukarıda bahsedilen
koordinasyonları
gerçekleştiremiyorlar. Bunun
için çocukların kullandığı
koordinasyon bir kol hareketine
bir yalpalanma hareketidir.
Yalpalanma hareketi ise su
çekimi bitiminde veya kolların
suya girme sırasında değil,
kolların suyu çekmesi esnasında
gerçekleşir.
SIRTÜSTÜ YÜZME
Sırtüstü yüzme tekniğinin
gelişimi :
Sırt üstü yatay pozisyonu
kullanarak suda ilerleme en eski
zamanlardan beri
bilinmektedir.sırtüstü yüzme
hakkındaki ilk bilgiler 1538
yılında Nicolas Wynman'ııı
"Colymbetes" adlı kitabında
verilmiştir. Ayrıca, ünlü
pedagog Guts Muths da sırtüstü
yüzme tekniğinin özellikle can
kurtarma için çok önemli
olduğunu söylüyordu.
Sportif açıdan sırtüstü yüzme
tekniğinin kurbağalama yüzme
tekniği ile birlikte, XIX.
Yüzyılın ilk yarısında başladığı
bilinir. Aslında, o zaman
kullanılan teknik, kurbağalama
tekniğinin sırtüstü
versiyonuydu. Bu stilin
gelişiminde İngiliz yüzme
okulunun önemli bir katkısı
vardır.
Krawl yüzme tekniğinin ortaya
çıkması ile beraber, krawl'da
kullanılan hareketler sırtüstü
stiline adapte edilmeye
başlanmıştı.1920 yılında Hebner
adlı Amerikalı yüzücü bu yeni
tekniği kullanarak 100 m
sırtüstünü 1.12.2 derecesi ile
yüzdüğünde, artık eski teknik
(kurbağalama sırtüstü)
performans yüzücülerinin ilgi
alanından çıktı.
Fakat yine, uzmanlar bu eski
tekniğin can kurtarmada
kullanılan yüzme stillerinde yer
almasının önemli olduğunu
savunmaktadırlar.
İlk başlarda, sırtüstü yüzme
stili, ilkel krawl yüzme stiline
çok benziyordu: vücut, tam
olarak sırtüstü yatay pozisyonda
değildi, baş ve omuzlar suda
yüksek bir pozisyonda ve kol
hareketleri suya çok yakın
yapılıyordu.
Bu nedenle vücut sürekli
yalpalanıyordu ve bacak
hareketleri ise kuvvetli ve
dizlerden fazla fleksiyon
yaparak meydana
geliyordu.İlerleme süratinin
yükseltilmesi, kol ve bacak
hareketlerinin ritmi
hızlandırılarak yapılıyordu.
Japon yüzmesinin gelişim
yıllarında (1930-1940) bacak
hareketi mükemmelleştirildi.
Bunun sonucu dizler fleksiyon
yapmıyor ve bacak hareketinin
genişliği azalıyordu. Yine Japon
yüzücülerin getirdikleri bir
yenilik olarak, vücut suda
tamamen sırtüstü yatay pozisyonu
alıyordu;
Vücudun pozisyonuyla birlikte
kolların suya girişi başın
üzerinde ve suyun çekilişi daha
derin yapılabiliyordu. Suyun
çekilişinin daha derin yapılması
kol hareketinin ritminin
düşmesine ve bacak hareketinin
ritminin yükseltilmesine yol
açmıştır.
Hemen hemen aynı yıllarda,
Amerikalı antrenör Robert
Kiphuth yeni bir teknikle
Japonların üstünlüğüne son
verdi. Kiphuth'un yüzücüsü olan
Kiefer'in yeni tekniğinde kol
tamamen başın üzerinde suya
girmiyor ve suyun çekilişi o
kadar derin yapılmıyordu.
Aynı zamanda bacak hareketinin
ritmi azaltılmış ve 6 bacak
koordinasyon tekniği için ilk
adımlar atılmıştır.
1948 yılında Fransız yüzücü
Georges Valery geliştirilmiş kol
hareketi tekniğini göstermiştir.
Yeni tekniğe göre suyu çekme
sırasında el, ilerleme çizgisine
paralel bir çizgi üzerinde
hareket ediyordu: Düz olan kol
omuzların ekseni ile aynı çizgi
üzerine geldiğinde, dirsek
flekisyon yapıyor ve bu şekilde
meydana gelen hareket ilerleme
yönüne paralel oluyordu.
1956-1960 yılları arasında
Avustralyalı yüzücüler de bazı
değişiklikler meydana
getirdiler: Bacak hareketi ritmi
azalırken, kol hareketi frekansı
yükseltildi. Tekniğinin
mükemmelleştirilmesi Amerikalı
antrenör James Counsilmen'in
yüzücüsü ve birçok rekora imza
atan, Tom Stock'un katkısıyla
devam etmiştir. Stock'un
tekniğindeki yenilik omuz
rotasyonuydu.
Bütün bu değişikliklerden
faydalanan ve sırtüstü
tekniğinin en son sekili veren
Eski Doğu Almanya yüzücüsü
Roland Matthes'in tekniğinde,
vücut pozisyonu Kiefer
tekniğinden, bacak hareketi
Japon tekniğinden ve omuz
rotasyonu Stock tekniğinden
alınmıştır.
Sırtüstü bacak hareketinin
teknik uygulaması :
Pasif hareket : Bacak
gevşek şekilde aşağıya doğru
iner.
Aktif hareket : Hareket
kalça ekleminden yapılır. Diz
hafif bükülürken, parmak uçları
gergin ve içe doğru rotasyon
yapar. Dizin suyun üzerine
çıkmasına az bir mesafe
kaldığında ise, alt bacak ve
ayak yukarıya doğru bir "kırbaç"
gibi hareket eder.
Genel Hatalar
1- Bacakların kalçadan
karma doğru çekilmesi.
2- Bacakların düz ve
gergin olması.
3- Dizin sudan çıkması.
Sırtüstü kol hareketinin
teknik uygulaması :
Aktif hareket 3 evreden
oluşmaktadır : Kolun suya girişi
ve suyun tutulması evresinde,
kol suya dışa doğru rotasyon
yapıp, düz olarak suya girer. Bu
pozisyonu koruyarak, 20-30 cm
kadar suyun içinde harekete
başlanır. Kolun suyu çekme
evresinde, kolun hareket yönü
ilerleme yönünün aksinedir.
Dirsek fleksiyon yapar ve 90
derecelik bir açı oluşuncaya
kadar harekete devam eder. Kolun
suyu itme evresinde, su
bacaklara doğru itilir ve kol
kalçanın yanma gelinceye kadar
devam eder.
Pasif hareket kolun sudan
çıkması ile başlar : Kolun
havada izlediği yol suya
dikeydir ve kol başın arkasında
uzatıldıktan sonra, dışa doğru
rotasyon yapar ve tekrar suya
girer.
Genel Hatalar
1- Kolun yana atılması
veya dirsekten fleksiyon
yapılarak suya girmesi.
2- El bileğinin gevşek
tutulması.
3- Suyu çekme evresinde
kolun düz olması.
4- Suyu itişin kısa
olması.
5- Kolun suya başın
arkasında değil, yandan girmesi
Sırtüstü yüzme tekniğinde
nefes alıp-vermenin teknik
uygulaması :
Sırtüstü pozisyonunda baş
sürekli suyun üzerinde olduğu
için, nefes alıp-vermede fazla
problem yaşanmaz. Uzmanlara
göre, en iyi nefes alma aralığı,
bir kolun sudan çıkması ile
diğer kolun sudan çıkması
arasındaki zamandır. |
|
|
|
|
|
|