|

Yaban
Keçisinin
Yayılış ve
Ekolojik
Özellikleri
Akdeniz ve
Karadeniz
Dağları' nda
yayılış gösteren
bir tür olup
dişiler 5 aylık
bir hamilelik
süresinden sonra
yılda 1-2 yavru
doğurur. Bu
türün
popülasyonu
doğada izlenerek
özellikle
belirli
bölgelerde
sınırlı bir
avcılığa izin
verilmesi
gerekir.
Dağ avları
denince, akla en
önce Çengel
Boynuzlu Dağ
Keçisi (Şamua)
ve Yaban
Keçisi
(Kızıl keçi,
bezoar) avı
gelmektedir. Bu
hayvanların her
ikisininde avı
benzerlik arz
etmektedir. Bazı
dağlarda aynı
anda her
ikisininde avını
yapmak mümkün
olabilmektedir.
Yaban keçisi,
av hayvanlarının
en vahşi
ve ürkeğidir.
Hiç bir hayvanda
olmayan seziler
yaban keçisinde
toplanmıştır.
Kendisinden
başka hiç bir
canlıya güvenmez
ve birlikte
olmaz. Yaşayışı,
telaş ve
ürkekliğe
dayalıdır. Öyle
ki; yaban
keçisi
yırtıcı bir
hayvan olsaydı,
sezileri ve
yetenekleri
korkunç düzeyde
olduğundan, hiç
bir canlı onunla
başa çıkamazdı
diyebiliriz.
Çengel
Boynuzlu Dağ
Keçisi
Yaban keçisini
avlayabilmek
için sağlık
açısından
yeterli olmanız
gerekmektedir.
En önce
bacaklarınız çok
sağlam olmalı,
yaban keçisinin
peşinden
giderken, yalçın
kayalıklardan,
uçurumlardan
geçebilmeli,
havanın
kararmasıyla
bulunduğunuz
yerde iptidai
bir şekilde
sabahlayacak
kadar açık
havaya ve soğuğa
dayanıklı
olunmalı,
araziye çok
kolay uyum
sağlayan yaban
keçisini
görebilmek için
de iyi bir çift
göze sahip
olunmalıdır. En
sonunda da tüm
bunlara göğüs
gerip avınıza
yaklaştıktan
sonra onu atıp
vuracak kadar
sağlam bir
atıcılığınız
olmalıdır.
Unutmayın ki bu
atışınız belki
ikinciye imkan
vermeyecek bir
atış olacak ve
antrenmanlarda
yaptığınız gibi
rahatlıkla tüfek
atamayacak,
"oraya şunu koy,
dirseğimi
destekle"
gibisinden bir
lüksünüz
olmayabilecektir.
Yaban keçisi
avı minumum
iki kişiyle
yapılacak bir
avdır. Bu avda
dağların
zirvelerine
kesinlikle tek
başına çıkılmaz.
Her zaman
yaralanmalara
sebep olacak
şekilde,
istenmeyen
sürprizlere açık
bir avdır.
Tabir-i caiz ise
av gibi avdır.
Adam gibi
avlanılacak ve
her şeyinizle
kendinizi
kanıtlamak
ihtiyacı
hissedeceğiniz
bir avdır. Yaban
keçisi avında
başarılı olmak
için tüm bu
vasıfların
yanında en
önemlisi
talihinizin açık
olmasıdır. Çoğu
yaban keçisi
avında avcı avı
bulmaz YABAN
KEÇİSİ AVCIYA
GÖZÜKÜR.
Yaban keçisi
dağdaki tüm
belirtileri
algılayan ve
beynine yükleyen
bir tedirginliğe
sahiptir. Onun
için tepesinde
dolaşan sinek
dahi dikkat
etmesini
gerektiren bir
olgudur.
Dağların tüm
keklikleri
özellikle de UR
KEKLİKLER
yaban keçilerinin
dostudur.
Avlanırken ıslık
çalarak yitip
giden bir ur
keklik sizi tüm
dağa ilan etmiş
olur. O yüzden
kırsalda derler
ki " yaban
keçilerinin
çobanı ur
kekliklerdir"
Yaban keçisi
avında dikkat
edilecek bir
diğer olgu ise,
bu avda aşağıdan
yukarı değil,
her zaman
yukarıdan
aşağıya av
yapılmasının
gerektiğidir.
Yukarıdan
aşağıya yapılan
avlarda avı
görmeniz ve
yaklaşmanız her
zaman daha
garantili
olacaktır.
Yaban keçisi
avında
genelde,
hayvanların
geçtikleri ve
takip ettikleri
güzergah tesbit
edilerek
akşamdan ya da
geceden
buralarda
konaklayarak
sabahleyin bek
avı yapılması
esasına dayanan
avlanma şekli
uygulanır. Diğer
bir yöntem ise,
gezerek, avın
olabileceği
yerleri kontrol
edip, bıkmadan
usanmadan dürbün
atmaktır. Bu
yaban keçisi
avının en zor
şeklidir. Aşırı
derecede dikkat,
bilgi-beceri ve
kondüsyon
gerektirir.
Bir diğer bir
yöntem, hayvana
ya da hayvanlara
yaklaşma imkanı
yoksa bir
arkadaşınızı
hayvanın
bulunduğu yerin
arkasına
göndermek ve
hayvanların size
doğru
yönelmesini
sağlamaktır.
Bunun için,
yaban keçisini
ürküten avcının
da çok bilgili
olması, nasıl ve
ne şekilde
hayvanı tedirgin
edeceğini
bilmesi
gerekmektedir.
Bunca
yorgunluktan
sonra avını
gören avcı,
binbir güçlükle
avına yaklaşmaya
çalışır. Beş
dakikalık yeri
belki 3-5 saatte
dolaşarak avını
menzile sokar.
Sonunda tetiği
ezdiğinde, yaban
keçisinin
bulunduğu taştan
sessizce
devrilip,
çimenlerin ya da
karın üzerine
yuvarlanmasının
ardından bütün
eziyetler ve
zorluklar sona
ermiştir. Artık
avınızla baş
başasınızdır.
Elinizle
hürmetkar
sakalını okşar
belki bir cigara
tüttürür,
yanında da cep
matarasını
parlatırsınız.
Artık rahatlamış
ve dağların
keyfini çıkarır
olmuşsunuzdur.
Şimdi dağların
güzelliklerini
doya doya
seyretmek
zamanıdır.
Güzelliklerini
fark etmeyerek
geçtiğiniz her
dere, her yamaç,
kayanın üzerinde
yükselen ardıç,
kıştan kalmış
erimemiş kar,
altınızdan akıp
giden dere ya da
karların
arasından ardıça
tırmanmak için
acele eden bir
sincabın
görüntüsü, sizin
için en ünlü
ressamın
fırçasından
çıkmış gibidir.
Ancak biraz
dinlenip,
rahatlamanın
ardından, asıl
büyük problemle
karşı karşıya
olduğunuz
aklınıza gelir.
TEKEYİ DAĞDAN
İNDİRMEK. Eh
artık gülü seven
dikenine
katlanır.
Yaban keçisinin
ergin bir
tekesinin
uzunluğu
120-130cm,
yüksekliği
90-100 cm.
Ağırlığı ise
yaklaşık 80-90
kg gelmektedir.
Aynı erginlikte
ki dişinin
ağırlığı ise
ancak 30-35 kg,
uzunluğu ise
60-70cm.dir.
Postları açık
kırmızımtrak ya
da sarımtrak pas
rengindedir.
Dişilerde
genelde renkler
değişmemekte,
tekelerde ise
çeşitli renk
versiyonları
takip
edilmektedir.
Tekelerin
renkleri kışın
daha ziyade
beyaza yakındır.
Yaşlandıkça bu
renk sırtlarda
grimsi, karın
tarafında da
beyaz uçlu
kılların
mevcudiyeti
şeklinde olur.
Tekelerde 4
yaşından sonra
ve kış aylarında
göğüsü
çevreleyen ve
omuzun üzerinden
geçen siyah bir
bant oluşur. Hem
erkekte hem de
dişide sakal
mevcuttur. Ancak
tekenin sakalı
daha gür ve uzun
olur. Boynuz
olarakta dişinin
boynuzları ince
ve kısadır.
Belirli bir
ölçünün üstüne
çıkmaz.
Çiftleşme
zamanları
Aralık-Şubat
arası olmak üzre
aşağı yukarı 40
günlük bir zaman
dilimini kapsar.
Yaşadıkları
muhite ve iklim
şartlarına göre
bu zaman dilim
arasındaki
günlerde
çiftleşirler.
Gebelik müddeti
5 aydır. Dişi
nisan sonunda ya
da mayıs başında
doğurur. Genelde
2 yaşındaki
dişiler 2 yavru,
3 yaşındaki
dişiler ise 3
yavru yaparlar.
Emzirme 6 ay
sürer.
Keçinin
düşmanları
insandan başka,
kurt ve
vaşaktır.
Kartal, çakal ve
tilkiler ise
genellikle
yavrularına
karşı tehlike
arz ederler.
Türkiye' de
yaban keçilerinin
rekor trofeye
sahip
tekelerinin
bulunduğu bir
gerçektir. Ancak
gerek Orman
Bakanlığının
belirli bir av
politikası
olmaması,
gerekse
insanlarımızın
trofe anlayışı
bulunmaması
sebebiyle
Türkiye'de
avlanan
tekelerin boynuz
uzunlukları
bilinmemekte ve
dolayısıyla
dünya kamuoyuna
tekelerimizi
tanıtamamaktayız.
Türkiye'de
yabancı turist
avcıya arz
edilen teke
avlaklarının
kısıtlı olması,
en büyük
tekelerin
yaşadığı doğu
vilayetlerinin
ava açılmaması
gibi sebeplerden
dolayı AV
TURİZMİ ölme
noktasına gelmiş
bulunmaktadır.
( Sürdürülebilir
Avcılık İçin
Temel Eğitim
Kitabı ) |