FOTOĞRAFÇILIK
Fotoğrafçılık Hakkında Bilgi için tıklayın
Fotoğrafın Temel Kavramları için tıklayın
Fotoğraf Makinesi Nasıl Çalışır, Seçimi ve Çeşitleri
için tıklayın
Fotoğraf Makinesi Ana ve Yardımcı Elemanları için
tıklayın
Filmler Hakkında Bilgi için tıklayın
Dijital Fotoğrafçılık Hakkında Bilgi için tıklayın
Dijital Fotoğraf Makinesi Alma Rehberi için tıklayın
Fotoğraf Çekme, Makine Taşıma ve Kullanma Hakkında Bilgi
için tıklayın
Fotoğrafcılık Dernekleri için tıklayın
Örnek Fotoğraflar için tıklayın
Fotoğrafçılık = Photography
Fotoğraf, doğada mevcut gözle görülebilen maddi
varlık ve şekilleri, ışık ve bazı kimyasal maddeler
yardımıyla ışığa karşı duyarlı hale getirilmiş film,
kağıt veya her hangi bir madde üzerine saptayan fiziksel
ve kimyasal bir işlemdir.
Kelime Yunanca ışık anlamına gelen "photos" ve yazı
anlamına gelen "graphes" kelimelerinden oluşmaktadır.
Yani ışıkla yazmak anlamına gelmektedir.
Fotoğrafçılık uluslararası bir dildir ve modern
hayatta üçüncü bir göz vazifesi görür.
Fotoğrafçılık bakmakla görmenin ayrı ayrı şeyler
olduğunu kanıtlar. Fotoğraf bugünkü gelişme
devrinde bir bilim ve diğer bilim kollarının da hiç
şüphesiz ki en büyük yardımcısıdır.
Fotoğrafçılığa Başlamak:
1- Korkmayın :
İnsanların çoğu, güzel fotoğrafları yalnızca
fotoğrafçıların çekebileceğini sanarak daha
baştan kendilerini saf dışı bırakırlar.
Oysa bir eğlencede güzel dans etmek için eğitimli bir
dansçı olmak gerekmediği gibi, etkileyici fotoğraflar
çekmek için de fotoğrafçı olmak gerekmez.
2- Fotoğraf Makinenizi İyi Tanıyın:
Makineniz ile birlikte gelen kullanım kılavuzunu
başından sonuna kadar dikkatle okuyun; makinenizin
tüm özelliklerini öğrenin ve ilk makaralarınızda
tüm özelliklerini deneyin, sonuçlarını görün.
İyi bir fotoğraf çekmenin ön şartı, netlik
ve ışık ayarını iyi yapmak, çekim sırasında
makineyi sarsmamaktır.
Işık ayarlarını hatalı yaptığınızı anlamak için;
çektiğiniz fotoğraf çamurlu görünüyorsa, yani
dalgalı kahverengi tonlu, silik ve kumlu bir görünüşü
varsa, ışık az gelmiştir. Tersine fotoğraf çok
sert görünüyorsa, yani açık tonlar beyazlaşmış, kontrast
çok yükselmiş, ara tonlar yok olmuşsa, ışık fazla gelmiş
demektir. Işık ayarının iyi yapıldığı bir fotoğrafta
renkler doğru, tonların arasındaki geçiş yumuşaktır.
3-Doğru Filmi Seçin:
Tüm dünyada insanların büyük bir çoğunluğu renkli
negatif film kullanmaktadır. Çünkü, renkli
negatif film daha ekonomiktir, baskı yaptırılması,
çoğaltılması paylaşılması kolaydır. Kişisel beğenilere
bağlı olarak siyah-beyaz filmlerde
kullanılabilirler. Siyah-beyaz fotoğraflar daha
çok sanatsal görünse de banyo işlemi daha zordur.
Çekilen fotoğraflar bir projeksiyon makinesi ile
perdeye yansıtılarak izlenmek isteniyorsa, diapozitif
ya da slayt film kullanılması gerekir. Ancak
diapozitif film ile hatasız fotoğraf çekmek
biraz daha zordur. Film satın aldığınızda,
kutusunun üzerinde bazı değerler görürsünüz: ISO 100,
ISO 400 gibi. Bu değerler filmin hızı, yani ışığa
duyarlılığı ile ilgilidir. Eğer hiçbir tercih
belirtmezseniz, satıcı size büyük olasılıkla ISO 100
değerinde, normal hızlı bir film verecektir.
Ancak, normal hızlı film bol ışıklı ortamlarda
iyi sonuç verirken, ışığın az olduğu ortamlarda, gece
çekimlerinde, ve hareket dondurmak istediğiniz (spor
karşılaşmaları vb.) durumlarda yetersiz kalabilir. Böyle
durumlarda daha yüksek hızlı bir film
kullanabilirsiniz. Bu sayede daha karanlık ortamlarda
fotoğraf çekebilir, hızlı hareket eden insanların
ilginç görüntülerini yakalayabilir, gece çekimlerinde
flaşla daha uzak mesafeleri aydınlatabilirsiniz.
Yüksek hızlı film kullanmanın tek sakıncası,
fazla büyütülen fotoğraflarda, görüntüyü
oluşturan taneciklerin biraz kumlu görünmesidir. Ancak
son yıllarda film üretiminde meydana gelen
teknolojik gelişmeler sayesinde bu sorunda ortadan
kalkmaktadır. Bu nedenle, sağladıkları avantajları
dikkate alarak genelde daha yüksek hızlı filmler
önerilir.
4- Işığı İyi Kullanın:
Işık, fotoğrafçının en önemli
malzemesidir. Işığın rengi ve aydınlatma biçimi
önemlidir. Piyasada satılan filmlerin büyük bölümü gün
ışığında kullanıldıklarında doğru renkler verecek
biçimde üretilmişlerdir. Ancak gün ışığının rengi hep
aynı değildir. Sabah çok erken saatlerde ve gün batımı
yaklaştığında, günışığı renk değiştirir. Film ışıktaki
renk değişimlerine karşı gözlerimizden çok daha fazla
duyarlıdır.
Bu nedenle, sabah çok erken saatlerde çekilen
fotoğraflar mavi-mor, gün batımı yaklaştığında
çekilen fotoğraflar daha kırmızı tonlarda çıkar.
Aynı şekilde, ampul ışığı ile aydınlanmış mekanlar bize
normal görünse de, böyle yerde flaşsız çekilen
fotoğraflar turuncu çıkar. Bu ille de bir hata demek
değildir. Işıktan dolayı fotoğrafta belli
bir rengin hakim olması, fotoğraflara özel bir
duygu da katabilir. Işığın konuya hiç bir engelle
karşılaşmadan, doğrudan ulaşması (örneğin bulutsuz bir
gökyüzünde parlayan güneş ya da flaş ışığı), çok
sert gölgeler oluşturur.
Konu üzerinde ışığı alan ve almayan bölümler arasında
çok büyük bir ton farkı olur. Buna yüksek kontrast
adı verilir. Işık kontrastının yüksek olması
fotoğraflarda genellikle çok dramatik bir sonuç
verir. Dramatik etkiyi arttırmak için gün ışığının geliş
yönü ile dik açı oluşturarak fotoğraflar
çekebiliriz. Böylece konunun bir yanı aydınlık, diğer
yanı gölge olacaktır. Dramatik etkiyi azaltmak için ise,
güneşi arkanıza alarak konunun aydınlık cephesini
görüntüleyebilir, ayrıca fotoğraf makinenizde
varsa, dolgu flaşı özelliğini kullanabilirsiniz.
Dolgu flaşı, gün ışığında bulunmanıza karşın
flaşın çakması ve sert gölgeleri yumuşatmasıdır.
5- Flaşa Dikkat Edin:
Karanlık ortamlarda flaş, çok dikkatli
kullanılması gereken bir ışık kaynağıdır.
Objektifin görüş açısı ile aynı yönde ışık
verdiğinden, meydana gelen aydınlatma güçlü bir el
fenerini karanlıkta bir insanın yüzüne tuttuğunuzda elde
edeceğiniz aydınlatmanın neredeyse aynısıdır.
Gölgeler serttir. Herşey önden aydınlandığı için
derinlik duygusu yoktur. İnsanlar, nesneler hacimsiz
görünürler. Karşınızda yansıtıcı bir yüzey varsa
rahatsız edici parlamalar oluşabilir. Ayrıca, insanların
gözlerinde ünlü kırmızı göz etkisi oluşabilir. Yakındaki
nesneler çok aydınlık, arkalardaki nesneler çok
karanlıktır. Kısacası, flaş aslında iyi bir
ışık kaynağı değildir. O halde: Zorunlu kalmadıkça
flaş kullanmayın.
Makinenizde kırmızı göz önleme sistemi varsa, insan
fotoğrafları çekerken devreye sokun. Yoksa, çekimden
hemen önce güçlü bir ışık kaynağına bakmalarını
sağlayın, ya da çekim sırasında objektife
baktırmayın.
Flaşınızın etki uzaklıklarını makinenizin
kullanım kılavuzundan öğrenin ve daha uzakta yer alan
konuları çekmeyin. Flaşın etki uzaklığının
kullandığınız filmin hızına bağlı olarak değiştiğine
dikkat edin. Daha uzaklarda yer alan konuları (örneğin
kalabalık grupları) görüntülemekte zorluk çekiyorsanız,
daha yüksek hızlı bir film alın.
6- Yaklaşın:
Gereksiz ayrıntıları çerçevenin dışında bırakın. Yalın,
gözü yormayan, konusu belirgin fotoğraflar çekin.
Fotoğraf makinenizin netlik ayarının izin verdiği
kadar yaklaşın. İnsan fotoğrafları çektiğinizde,
yüz ifadesine önem verin. Ancak fazla yakından çekilen
bazı portrelerde yüzdeki burun, çene, alın gibi
bölümlerin fazla büyük görünerek gülünçleştiğini
unutmayın.
7- Tüm Yüzeyi Değerlendirin:
Fotoğrafı bir dikdörtgen alan ile çektiğinizi
hatırlayın. Sadece tam ortayı düşünmeyin. Portre
çekerken, ortaya kafayı değil, gözleri
yerleştirebilirsiniz.
Altın Nokta : Fotoğrafçıların kullandığı bir
başka yöntem de, fotoğraftaki ana konuyu
altın nokta adı verilen özel bir konuma
yerleştirmektir. Ana konunun tam ortada değil,
altın noktada yer aldığı fotoğraflar daha
kolay algılanır ve daha dinamik görünürler.
Bunun için, fotoğrafı hayalinizde eşit aralıklı
iki yatay, iki de dikey çizgiyle kesin. Çizgilerin
kesiştiği dört ayrı noktanın herhangi birini altın
nokta olarak kullanabilirsiniz. Bu kural, özellikle
boş bir alan içinde yer alan tek bir biçim, örneğin açık
denizde giden bir tekne, boş bir kumsalda yürüyen bir
insan gibi konular için geçerlidir.
İki konu varsa, birbirinin çaprazında duran iki altın
noktaya yerleştirilebilir. Otomatik netlik ayarlı
bir fotoğraf makinesi kullanıyorsanız, ana
konuyu merkezden uzaklaştırdığınızda netlik ayarını
kilitlemeyi unutmayın. Konuyu dikdörtgen çerçeveye
yerleştirirken, doğal çizgilerden de
yararlanabilirsiniz. Özellikle fotoğrafı
çaprazlama kesen çizgiler bakışı sürükleyerek görüntünün
içinde gezdirir. Uzaklaşan tren rayları, kıvrılarak
yükselen bir dağ yolu, gösteri uçaklarının gökyüzünde
çizdiği renkli çizgiler ilginç kompozisyonlar yaratır.
|
|
8- Farklı Açılar Deneyin:
Fotoğraflarınızı sürekli yatay ve ayakta durarak
çekmek zorunda değilsiniz.
Konuyu inceleyin. Daha aşağıdan, daha yukarıdan,
makineyi dikey ya da eğik tutarak çektiğinizde sonuç
nasıl olacak? Özellikle çocukları ve evcil hayvanları
görüntülerken onların hizasına inin ki yüzleri daha iyi
görünsün.
9- Derinlik yaratın:
İnsanların iki gözleri olmasının nedeni, uzaklık yani
üçüncü boyut duygusunun oluşmasıdır. Fotoğraf
makinesi ise tek gözlüdür.
Fotoğraflara derinlik katabilmenin yolu, bir
birinin önünde/arkasında duran konular oluşturmak,
görüntüler arasında yakın-uzak ilişkisi kurmak,
özelliklede ön plana bir ağaç dalı, bahçe parmaklığı vb.
unsurlar katmaktır.
10- Renk Kullanın:
Doğadaki tüm renkler, üç ana rengin, yani kırmızı, yeşil
ve mavinin farklı oranlarda bir araya gelmesiyle oluşur.
Kırmızı, yeşil ve mavi renkleri aynı fotoğrafın
içinde belirgin alanlar halinde kullandığınızda ortaya
bütünlük ve renk zenginliği duygusu olan bir görüntü
çıkar. Kırmızı, yeşil ve mavinin birerde zıt rengi
vardır: Sırasıyla, turkuvaz, mor ve sarı. Zıt renklerin
birlikte kullanıldığı fotoğraflarda çok çarpıcı
sonuçlar elde edilir.
Renklerin sıcak ve soğuk diye ayırmakta mümkündür. Sarı
ve kırmızı tonları sıcak renklerdir. Çünkü ateşi
çağrıştırırlar. Bu hakim olduğu fotoğraflar da
insanlara sıcaklığı, duygusallığı hatırlatır. Yeşil,
mavi, gri tonları soğuk renklerdir.
11- İnsanları Doğal Hallerinde Görüntülemeye Çalışın:
Fotoğraflarda poz veren insanların sıkıcı ve
yapay göründüklerini hatırlayın. "Objektife bakın,
çekiyorum" yerine, "Siz bana aldırmayın, ben bir
yandan çekerim" demeyi deneyin.
12- Hareket Dondurun:
Bol ışıklı ortamlarda, yüksek hızlı bir film ile
birlikte sezgilerinizi de kullanarak, hareket
dondurun. Bu yolla, spor yapan, dans eden insanların
asla çıplak gözlerinizle göremeyeceğiniz çok ilginç,
şaşırtıcı görüntülerini elde edebilirsiniz. Hareket
dondurmak için karanlık mekanlarda flaş ışığı
kullanabilirsiniz.
13- Doku Araştırın:
Kendisini tekrar ederek yüzeye yayılan görüntülere
doku adı verilir. Çevremizde çeşitli nesnelerin,
hatta canlıların oluşturduğu çok ilginç dokular
yer almaktadır. Bu tür dokuları tek başlarına
görüntüleyebilir, ya da insan fotoğrafları
çekerken arka planda kullanabilirsiniz.
14- Objektifinizi Daha Verimli Kullanın:
Fotoğraf makinenizin objektifinin ya da
objektiflerinin özelliklerini iyi öğrenin.
Makinenizin sabit ayarlı ve değiştirilemeyen bir
objektifi varsa, bu büyük olasılıkla geniş açılı
bir objektiftir.
Geniş açılı objektifin özelliği, aynı noktadan
bakıldığında, insan gözüne göre daha geniş bir alanı
görüntüleyebilmesidir. Geniş açılı objektifle
çekilen fotoğraflarda mekanlar olduklarından daha
geniş, nesneler olduklarından daha uzakta görünürler.
Ayrıca, derinlik duygusu da daha fazladır.
Görüntünün yaklaşması teleobjektif, uzaklaşması
geniş açı konumuna karşılık gelir. Teleobjektifin
tek özelliği görüntüyü yaklaştırmak değildir.
Perspektifte değişir. Geniş açı konumunun tersine,
teleobjektif konumunda derinlik duygusu
azalır. Birbirinden uzakta olan nesnelerin boyutları
birbirlerine yaklaşır ve daha yakın gibi görünürler.
Portre çekimlerde, teleobjektif
kullanıldığında daha iyi sonuçlar elde edilir.
15- Üşenmeyin:
Tek bir kare çekip bırakmayın. Aynı konuyu bir kaç kez
farklı açılardan ve farklı anlayışlarla çekin.
Fotoğraf makinenizi ve yedek filminizi yanınızdan
ayırmayın. Karşınıza ne zaman neyin çıkacağını asla
bilemezsiniz. Rastlantı sonucu çekilerek tarihe geçmiş
fotoğrafların sayısı hiç de az değildir. |