|

Bıldırcınlar,
sülüngillerin en
küçüğüdür.
Genelde erkek ve
dişi aynı
görünüştedir.
Erkekler,
gerdanlarındaki
koyu lekeden
ayırt
edilebilirler.
Bıldırcınların
erginlerinde
baş, açık boz
kahverengidir.
Gaga dibi ve
alından başlayan
koyu ince
şeritler enseye
kadar iner.
Sırtı ve kuyruğu
boz kahverengi,
üzeri boyuna san
çizgili ve koyu
lekelidir.
Kanatları ve
kanat örtü
tüyleri ise
enine sarı
çizgilidir.
Bıldırcın
Göğsü sarı
kahverengi ve
koyu benekli,
karın kısmı
kirli beyaz,
krem rengidir.
Bıldırcının
kanatlarını
örten yan tüyler
kahverengi
boyuna sarı
çizgili,
üzerleri koyu
kahverengi
lekelidir. Gaga,
gri-boz, ayaklar
kirli sarı
renklidir. Hızlı
kanat çırpışları
ile alçaktan
uçar. Uzak
mesafeye gitmez.
Konacağına yakın
kanat süzer ve
kanat çırparak
konar. Boyu 18
cm.
civarındadır.
Çiftleşme zamanı
günün erken
saatlerinde ve
akşam üstleri,
hatta geceleri
bile erkekler
uzaklardan
duyulabilen bir
sesle "pıt-pıdıyk,
pıt pıdıyk" diye
öterler. Ürktüğü
ve havalandığı
zaman hızlı
kalktıkları için
kanatlarından "pirinnnn"
diye bir ses
çıkar.
Yurdumuzda
rastlanan
bıldırcınların
bir bölümü yaz
göçmeni, bir
bölümü de geçit
kuşudur.
İlkbaharda
yurdumuza gelen
bıldırcınlar
Marmara ve
Ege'nin yüksek
yerlerindeki
yaylalar ve
tarlalarda Orta
ve Doğu
Anadolu'da ekin
tarlaları,
otlaklar ve
yaylalarda
yuvalanırlar.
Toprağı hafifçe
eşerek açtığı
kuru bir yuvada
dişi 18-20 gün
yatar. Yavrular
2'inci hafta
sonunda uçmaya
başlar. 6 hafta
sonra anaları
kadar olur ve
ağustos sonu
eylül başında
güneye göç
edecek hale
gelirler.
Özellikle eylül,
ekim aylarında
Karadeniz,
Marmara ve
Trakya
Bölgeleri'nde
rastlanan
bıldırcınlar
kuzeyden gelen
geçit kuşudur.
Romanya, Ukrayna
ve Kırım
ovalarında
kuluçkaya yatan
bu kuşlar
sonbaharda
yurdumuz
üzerinden güneye
geçer. Bir kısmı
da Akdeniz ve
Güney Ege'deki
ovalarda kışı
geçirirler.
Bıldırcınlar
ekin
tarlalarında
kuru kısa
otluklarda,
meralarda
yaşarlar.
Keklikler gibi
sürü halinde
bulunmazlar. Tek
veya bir kaçı
bir arada
gezerler. Ekin
taneleri, ot
tohumları,
bitkilerin körpe
kısımları ile
beslenirler.
Bıldırcın
yavruları
ilk 4 hafta
böcek, kurt,
tırtıl, karınca
yumurtası ile
beslenir.
Yurdumuzdan
başka bütün
kuzey yarım
küresinde
bulunur. Kışı
Orta Afrika'da
geçirirler.
BILDIRCIN AVI
Her yeni av
sezonu
bıldırcın avıyla
açılır. Avcılığa
yeni
başlayanların
genelde ilk
gittikleri av,
bıldırcın avıdır.
Diğer avlara
nazaran daha
kolaydır.
Yeterince
avlanma
olasılığı yüksek
olduğu için de
zevklidir. Çok
az giyim ve
teçhizat
gereklidir. Av
merası; anız
tabir edilen
tarlalar, kısa
otluklar,
gündöndü veya
diğer sebze türü
bitkilerin
mevcut olduğu
tarla ve
bahçelerdir. Ava
yeni
başlayanlar, bu
arazilerde
kolayca
yürüyebilirler.
Bıldırcın,
genelde düz
uçuşlu bir kuş
olduğu için
tecrübeli
avcılar nadiren
boşa atarlar.
Ancak, bütün
bunlara rağmen
bıldırcın avının
da kendine göre
bazı incelikleri
vardır.
TÜFEK
Bıldırcın
avının tüfeği,
avcılığa yeni
başlayanlar
için, her avda
olduğu gibi 12
çaplı bir
silahtır. Bu
silahın namlu
boyu 60-65cm.,
şokları da 4/4
(silindir/
silindir) veya
2/4 (silindir /
yarım silindir)
olabilir.
FİŞEK
Kullanılacak
fişekteki
saçmalar l0 veya
11 numara
olabilir. Bu
noktada
avcıların sıkça
içine düştükleri
bir yanlışlık
da, bu ava giden
avcıların
genellikle
ellerindeki kötü
fişekleri
bıldırcın avında
kullanmalarıdır.
Bu davranış
tamamen yanlış
olup, avcı
etiğine ters
düşer.
KIYAFET
Bıldırcın avı
yurdumuzda
ağustos ayı
ortasında
başlar. Bir
gömlek, yelek ve
fazla kalın
olmayan ama
diken geçirmeyen
bir pantolon ile
yüksek konçlu
rahat bir spor
ayakkabı bu iş
için yeterlidir.
Giyim konusunda
dikkat edilmesi
gereken en
önemli nokta
üstünüze
giyeceğiniz
kırmızı bir
yelek ve
özellikle
kırmızı bir
şapkadır. En sık
av kazaları,
özellikle
meraların da
kalabalık olması
nedeniyle
bıldırcın
avlarında
meydana
gelmektedir, iyi
bir güneş
gözlüğü, sizi
belki de
gözünüze
gelebilecek bir
saçmadan korur.
( Sürdürülebilir
Avcılık İçin
Temel Eğitim
Kitabı )
İstanbul' da
Bıldırcın Avı
İstanbul'da
bıldırcın avı
en çok Rumeli
yakasında
Bakırköy' ün
ilerisinden
başlayıp
Büyükçekmece' ye
kadar uzanan
kırlık arazide,
özellikle
Avcılar,
Ambarlı,
Beylikdüzü.
Hadımköy ve
Haramidere' de,
Karadeniz
kıyısında
Karaburun'da,
Anadolu
yakasında ise
Maltepe' den
Kartal'a uzanan
alanda
yapılırdı.
İstanbul'da
bıldırcın
fermacı,
yani koklayarak
yerini bulduğu
avı burnuyla
işaret ederek
avcıya gösteren
av köpekleri
yardımıyla, av
tüfeği ile
avlanıyordu.
Karadeniz
kıyılarında ise
ahali geceleri
ateşle veya
lamba ışığı ile
cezbettikleri
bıldırcınları
ağlarla
yakalardı. Kimi
zaman kuşlar çok
bitkin
düştükleri için
elle bile
yakalanırdı. Bu
şekilde tutulan
bıldırcınların
bir bölümü
İstanbul'a
kafeslerle
gönderilir,
Beyoğlu Balık
pazarında canlı
canlı satılırdı.
Bıldırcın
mevsiminde bazı
günler hiç kuş
olmaz, bazı
günler de her
adımda bıldırcın
kalkardı. Kuşun
çok bol olduğu
günlere,
İstanbul
avcıları
İtalyanca gün
anlamında "giornata'dan
curnata
derlerdi.
İstanbul'da gece
şiddetli karayel
estiğinde ertesi
gün bıldırcın
bol olurdu.
İstanbul'da
bıldırcın
avcılarının
pîri Sadrazam
Koca Reşid
Paşanın torunu
Veliyeddin
Kocareşid'di.
Veliyeddin Bey
Küçükçekmece ile
Büyükçekmece
arasında bulunan
Yakuplu Köyü
yakınındaki
çiftliğînde
1889'dan 1934'e
kadar her yıl
bıldırcın
avlamıştı. Bu
zaman zarfında
bir mevsimde
3,394 kuşla en
çok bıldırcını
1893'te
vurmuştu. Günlük
rekorunu da 404
kuşla aynı yılın
13 Eylülündeki
curnatada
kırmıştı. Bütün
avcılık
hayatında
vurduğu
bıldırcın
sayısı ise 49
bindi.
İstanbul'da
tüfekle
bıldırcın
avlayanların
yanısıra bu kuşu
atmaca (Accipiter
nisus) ile
avlayanlar da
vardı. Bütün
yırtıcı kuşlarda
olduğu gibi
atmacanın da
dişisi
erkeğinden daha
iri ve güçlü
olduğundan, bu
iş için dişi
atmaca
kullanılırdı.
Atmacayla
bıldırcın
avcılığı
1970'li yıllara
kadar Haramidere'
de sürüyordu. |